Alageyik (Dama dama): “Sığın” da denmektedir. Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’da sürüler hâlinde yaşamaktadırlar. Bizde de vardır. Anavatanı Akdeniz ülkeleridir. Ürkek ve ihtiyatlı olup, gündüzleriyse çalılıklar arasında gizlenip, geceleri faaliyet gösterir. Yaprak, tomurcuk, meyve ve yonca yer. Uzunluğu 140 cm, omuz yüksekliği 90 cm, ağırlığı 125 kgkadardır. En tipik özelliği boynuzlarıdır. Boynuzlarının ağırlığı 6-7 kilogram. civarında olduğu bilinmektedir Dişiler boynuzsuzdur. Yazın vücudunun üst ve yanları kırmızımsı kahverengine dönüşür ve beyaz lekelerle süslenir. Kışın tüyleri uzayarak rengi griye döner ve benekler kaybolur.
Yalnız İran’da yaşayan türüne “Anadolu” veya “İran Alageyiği” (Dama mesapotanica) denir. Sonbaharda başkanlık ve dişiler için erkekler döğüşmektedir. Ekim ayında çiftleşir. Sekiz aylık bir gebelikten sonra dişi Alageyik, haziran ve temmuzda 1-2 yavru doğurur. Sığının davranışlarıysa keçi gibidir. 20 cm’lik beyaz kuyruğunu devamlı hareket ettirir. Dişi, bir tehlike karşısında yavrusunu ya yanına alarak kaçar, yâhut bir çalılık arasına gizleyerek uzaklaşır. Alageyik insanlar tarafından çok sevildiğinden halk türküleri ve folklora da geçmişlerdir. Avlanması ise kânunen yasaktır. Millî parklarda küçük sürüler hâlinde yetiştirilmektedir.
Misk geyiği (Moschus moschiferus): “Misk keçisi” veya “Misk âhûsu” da denir. Şekil ve boyca dağ keçisinden daha küçük olup, uzunluğu 100 cm, omuz yüksekliği 55 cm ve ağırlığı 10-12 kg kadardır. Boynuzsuzdur. İri kulaklı ve yünümsü kalın postu vardır. Çin ve Tibet arasındaki yüksek dağlarda ve Sibirya’nın güney taraflarında bulunur. Erkeğinin üst çenesinin iki tarafında ağzından dışarı çıkmış ve alt dudağından aşağıya doğru sarkmış 5-7 cm uzunlukta iki köpek dişi yani (kesici diş) vardır. Gayet çevik ve atiktir. Kuyruğu ziyâdesiyle kısa ve kıllarının dipleri beyaz ve uçları esmerdir. Hoş görünüşlü koyu kahverenkli postu, uzunca tüylü, kaba ve dayanıksızdır.
Erkekler gri benekler taşırlar. Erkek âhûların karınlarının orta kısmında göbek ile eşey organı arasında bir çeşit “misk kesesi” bulunur. Çiftleşme zamânı 50 gr kadar misk (kokulu sıvı) salgılanarak kesede birikir. Tıp ve koku sanâyiinde önemi büyük olan bu madde için misk geyikleri bol miktarda avlanıp öldürülmektedir. Çinliler bunu lavanta îmâlinde kullanırlar. Kurutulmuş yağ parlaklığında esmer tânecikler hâlindedir. Misk, hayvanından çıkarılmış olan misk kesesiyle satılmaktadır. İki çeşittir. Çin’de yaşayanlarından elde edilene Tatar veya Çin nâfesi (miski) denir. Kırmızı kıllı kesenin içerisinde bulunur. Diğeri Rus nâfesi olup, beyaz kıllı kese ile satılır. Çin’de yaşayan cinsin miski diğerinden daha makbuldür. Misk geyiği guddesinin özü; çıban, çürükler ve komaya girmeye karşı “Eski Çin ilâcı” olarak kulanılır.
Eşleşme ocakta olur. Beş aylık bir gebelikten sonra haziran ayında renkli ve beyaz benekli 1-2 yavru dünyâya gelir. Misk geyiği ürkek ve tedbirlidir. Gündüzleri yuvasında dinlenir. Geceleri ot, yaprak ve diken yemeye çıkar. Çoğunlukla yalnız veya eşiyle dolaşırlar.
Ren geyiği ise (Rangifer tarandus): Kuzey Yarımkürenin soğuk bölgelerinde yaşayan, kızağa koşulduğu gibi, et, süt, deri ve boynuzlarından da faydalanılan bir geyik türüdür. Avrupa, Asya ve Amerika’da sürüler hâlinde rastlanır. Yüksekliği 110 cm, boyu 200 cm ve ağırlığı 350 kg olanları vardır. Hem erkek, hem dişiler boynuzludur. Koku ve işitme duyuları güçlüdür. Kulaklar küçük, burunlarının kıllı, gerdan yeleli, postu sert ve sık kıllı, iri gözlü hayvanlardandır. Geniş ve düz toynakları karda uzun süre yürümeye elverişlidir. Kılı örülebilir.
Erkek ren geyiği sürüsüne bekçilik yapar. En büyük düşmanı avcılar ve beyaz kurttur. Aç kurtlara karşı boynuzlarıyla kendini savunurlar. Erkekler boynuzlarını kış başında, dişiler mayısta atarak değiştirir. İnsana saldırmaz. Evcilleştirilebilir. İyi koşucu ve yüzücüdür. Yabânîsine “Karibu” denir. En çok Yenidünyâ’da bulunur. Kuzey Kanada, Alaska ve Grönland’da Karibu sürülerine rastlanır. Ayakları kırılarak sakatlanan Karibular vahşî hayvanlardan korunmak için yüzerekde olsa ıssız adalara sığınırlar. Kemikleri iyice kaynadıktan sonra bu özel sanatoryumlarından tekrar yüzerek eski bölgelerine dönmektedirler. Renler Yenidünyâ’ya sonradan getirilmiştir. Kuzeyde Eskimo, Kızılderili ve Laponyalıların başlıca besinleri ve giyim kaynağı, renlerin yabânîsi olan Karibulardır.